Bireysel Odaklanma Ve Oryantasyon Sürecini İyileştirin

Odaklanma; hedeflerin oluşturulması ve önceliklere doğru dikkatin yönlendirilmesidir. Odaklanma, merkezi güçlerden birisidir. Eğer insan kendi kendine bir şeyler yapmak istiyorsa, hayatta ne istediğini bilmesi çok önemlidir.

Çoğu insan hedefi olmadan etrafta dolaşır durur. Ancak hayatta gerçekleştirmek istediğimiz şeyle ilgili net bir vizyona sahip olduğumuzda başkalarının ya da karşılaşılan gündelik olayların cesaretimizi kurmasına veya vizyonumuzla aramıza girmesine izin vermediğimizde odaklanma haline geçeriz.

Bu dünyadaki en büyük şey, bulunduğunuz yerin ne kadar yüksek olduğu değildir, fakat hangi yöne doğru hareket ettiğimizdir. Odaklanmamıza yardımcı olabilecek ip uçları, insanın ne istediğini bilmesidir.Bu çok basit görülebilir. Ancak bunun en önemli adım olduğu da bir gerçektir. Bilme makro ve mikro aşamalarda düşünülebilir. Makro düzey, insanın hayatta gerçekleştirmek istediğiyle şeyle ilgili net bir vizyona sahip olmasıdır. Mikro düzey ise insanın belli aktivite tarzıyla ilgili istediği vizyonu olarak düşünülebilir.

 Hedeflerimiz önce zihnimizde şekillendirilir ve bu imajın bilincinde oluruz. Kişi her zaman bu imajı kendimizden önce tutarsak.hedeflerimize ulaşması daha etkili olur. Kişi, Başkalarının vizyonunu gerçekleştirmekten caydırmalarına ya da bu konuda cesaretinizi kırmalarına izin vermemeli ve mücadele şeklini akıllıca seçebilme yollarını arayabilmelidir. Bu durumu uzman danışmanla paylaşılmalıdır.

 İnsan, birbirine muhtaç, birbirine bağlı bir dünyada yaşar ve bazen başkaları pahasına bencilce kendi hayalleri peşinde koşar. Ancak insanın odaklanma ve oryantasyon sürecinin başarılı olması için güçlü bir psikolojiye ve uzman desteğine ihtiyacı olacaktır. Mesela duygu odaklı terapi , kişinin görünen duygularını ve bunlarla ilişkili alt duygularını fark ettirerek, işleyerek benlik bütünlüğünü sağlamayı hedef alır. Bu yaklaşım duyguların, diğer insanlarla ilişki kurmada temel belirleyici etkisine sahip olduğunu varsayar.

Duygusal terapi insancıl görüşleri temel alır. Varsayım olarak insanın seçme gücüne ve kendisinin potansiyelinin farkına vararak,kaynaklarını iyi olma hali için kullanabilme kapasitesine inanır. İnsan içinde bulunduğu zorlayıcı koşullara rağmen uyum sağlayıp, doyumlu kişilerarası ilişkiler oluşturabilir.

Duygu odaklı terapide, anlam arayışı özgürlük isteği, ve yalnızlık istemlerini temel alır. İnsanın; yaşamına anlam, katma, özgürlük arama  ve yalnızlıktan kurtulma arayışı , zorlanma durumunda kaygı ortaya çıkarabilir. Kendi doğal varoluşunu yaşayamayan kişi işlevsel olmayan, duygusal kökenli, bilişsel görünümlü, savunma mekanizmalarını devreye sokar, bu otantik olmayan hal bireyi, yorumlama, nevrotik algılama ve davranımlara doğru sürükler. Duygusal terapi duyguları düzenlemeyi, alt duyguları ortaya çıkarmayı ve bu duygularla ilişkili gerçek ihtiyaçlarını ortaya çıkarmayı amaçlar. Ortaya çıkan bu alt duyguları fark etmek,ifade etmek daha işlevsel yeni duyguları,hissetmesini sağlar. Bu durumda kişinin benliğini yeniden inşa kapasitesinin harekete geçmesini sağlar. Kişi kendisi ve çevresiyle daha işlevsel ve bütünlüklü doyumlu ilişkiler kurabilir. Bu bağlamda danışanın yaşadığı duyguları ve bu duyguların bedenindeki etkilerinin farkına,varması bireysel odaklanma ve oryantasyon sürecinde son derece önem taşır.

Ayrıca kişinin, ikincil duygularla örtülmüş birincil duyguları ortaya çıkarmak ve danışanın bu duygulardan kaçmak için kullandığı çarpık düşüncelerini, otantik ,akılcı ve gerçeğe uygun olmayan inançlarını fark ettirmek mümkündür. Devamında da danışanın gerçek, temel duygularını kabul etmesi , tanıması ve kendisinin daha iyi hissedecek olan duygulara bir dönüşüm ortaya çıkar. Duygusal terapide değişim işlevsel olmayan duyguları kabul etme ve tanımayla başlar. Mevcut duygularını danışan tanımaz ve duygularının bulunduğu yere varamazsa iyileşme başlamaz. Danışanın yaşamındaki olumlu odakların farkına varması ile değişim, dönüşüm süreci gelişir. Sonuçta,danışanın terapist ile yaşadığı terapötik ilişki yolculuğu; hissettiği ve hissetmeye ihtiyaç duyduğu duygularının kendisi için anlamının ne olduğunun keşfi, kendisine daha doyumlu bir yaşam sağlayacaktır.